Mustafa Kemal ATATÜRK

KOBİ'ler İçin Rehber

İŞLETMELER İÇİN REHBER

RASYOLARLA FİNANSAL DURUMUNUZ VE ANALİZİ

Özellikle ülkemizde, İşletmeleri’n (KOBİ) imalat sanayinin %98’ini oluşturduğu göz önüne alındığında, işlerini geliştirerek büyümeyi arzulayan fakat güçsüz sermaye yapısına sahip Küçük İşletmeler için, en önemli finansal kaynaklardan biri olması gereken ticari banka kredilerinden, söz konusu oranın %20’sinden çok daha azının yararlanabildiği tahmin edilmektedir. Bunun birçok nedeni olmakla birlikte, temel neden olarak, bu çalışmanın da konusunu oluşturan “ özellikle bankaların kredi değerleme yapısını tam anlamıyla kavrayamayarak bilinçsiz davranan küçük işletmelerin firma içinde sağlıklı bir muhasebe sistemi kuramaması, bunun sonucunda da bankaların yaptığı analiz neticesinde, muteber kredi müşterisi olarak görülmemelerinden kaynaklanmaktadır.” Bu ise, reel sektörün temelini oluşturan küçük işletmeleri başta çek ve senet kırdırma ve tefeciler olmak üzere informel kredi kaynaklarına yönlendirilmektedir. Bir işletmenin finansal yapısı, karlılığı ve kullandığı fonların kaynakları hakkında bilgi veren iki temel Finansal tablodan söz edebiliriz.

Bunlar; Bilanço ve Gelir Tablolarıdır Bu bakımdan, özellikle küçük işletmelere söz konusu finansal tabloları kullanarak rasyolar vasıtasıyla kendi finansal analizlerini nasıl yapabileceklerini ve ticari bankaların kredi taleplerini değerlendirme sürecinde genel olarak hangi oranlarla ilgilendiğini gösterebilmek, bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu ise, aynı zamanda söz konusu işletmelerin rasyoları bir yönetim aracı olarak kullanmalarında vesile olacaktır.

1.FİNANSAL ANALİZİN BANKA VE İŞLETMELER AÇISINDAN ÖNEMİ

İşletmelerin finansal durumlarıyla yakından ilgilenen çok çeşitli çıkar grupları söz konusudur. İşletme yöneticileri, hisse senedi yatırımcıları, banka ve benzeri kredi kurumları ve hatta vergi daireleri işletmelerin finansal durumlarıyla ilgilenen gruplardan sadece bir kaçıdır. Yatırımcılar için yatırım kararının, kreditörler için ise kredi kararlarının sağlıklı bir şekilde oluşmasında finansal analize konu olan işletmenin karakteri, sektör içindeki yeri, ürünlerinin pazar konumları, finans sektörü ve ilişkide bulunduğu diğer işletmelerle olan ilişkileri vb. bilgilerin yanı sıra, finansal bilgilerinin incelenerek değerlendirilmesi önemli ölçüde etkili olmaktadır. Bu nedenlerle, işletmelerin finansal analizinin yapılması, ilgili gruplar açısından sağlıklı bir yatırım kararının alınmasında elzemdir.

İşletmelerdeki sürekli büyüme arzusu, sermaye piyasalarının gelişmesi, banka ve benzeri kredi kurumlarının risklerini minimize etme istekleri ve vergi kanunlarının gereken şekilde uygulanabilmesinin temini, özellikle 20. yy da finansal tabloların geniş ölçüde kullanılmasına, bu da; finansal analizin öneminin artmasına sebep olmuştur. Örgütler ve bireyler, diğer bir ifadeyle işletmeyle ilgili çıkar grupları, söz konusu işletmeyi mali tablolarının finansal analizi yolu ile kısmen de olsa değerlendirebilirler. İşletme yöneticileri de mali tabloların, işletme ve kendi yönetim yetenekleri hakkında fikir veren birer rapor olduğunu bilirler. Analizlerden elde edilecek sonuçlar, diğer bilgilerle birlikte işletme planlaması ve denetiminin çeşitli dallarında kullanılır. Ayrıca mali tablo analizleri finansal verilerin birbiriyle ne dereceye kadar ilişkili olduğu konusunda da bilgi verir.

Finansal analiz, yönetim açısından ;

• İşletmenin faaliyetlerinde etkinlik ve başarı derecesini ölçmede,

• İşletmenin ana ve ikincil hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını saptamada,

• Hedefe varılamamışsa nedenlerini araştırmada,

• Geleceğe ait planlar hazırlamada,

• Üretilecek mal yâda hizmetlerin, üretim miktarı, bileşimi ve izlenecek fiyat politikası konularında karar almada,

•İşletmenin varlığını tehlikeye düşürmeden, yükümlülüklerini yerine getirip getirememe gücünün olup olmadığını belirlemede,

• İşletme faaliyetlerini kontrol ve denetlemede,

• İşletme faaliyetlerinin her evresinde doğru ve düzeltici kararlar alınmasında hayati önem taşımaktadır.

Diğer taraftan, işletmeye fon sağlayan finans kurumları ile işletmeye yatırım yapabilecek kurum ve bireyler, işletmenin finansal yapısını en iyi şekilde onun mali tablolarını izleyerek değerlendireceklerdir. İşletme ile çalışan kredi kurumları, düzenli aralıklarla işletmenin finansal yapısını inceler ve kredi değerlemesi yaparlar. İşletmeye kaynak sağlayan tahvil yada hisse senedi yatırımcıları da, gerek kendileri, gerekse uzman kuruluşlardan yararlanarak işletmenin mali yapısını takip ederler. Bu tablolar onlara işletmenin gelecekteki başarısını tahmin etmede önemli bir kaynak teşkil etmektedir.

2. TEMEL FİNANSAL TABLOLAR

Bir işletmede ki bu küçük işletmelerde genellikle firma sahibidir, finans yöneticisi, işletmeye ve onun nasıl değişmekte olduğuna ilişkin bir takım aktüel bilgilere sahip olmak zorundadır. Bu bilgilerin büyük bir kısmı işletmenin temel muhasebe tablolarından yani Bilanço ve Gelir tablosundan elde edilir. Diğer taraftan işletmeye kaynak sağlayan banka ve benzeri kredi kurumları ile işletmeye yatırım yapabilecek potansiyel yatırımcılar, işletmenin finansal yapısını en iyi şekilde, onun mali tablolarını izleyerek değerlendirirler. İşletme ile çalışan finansal kurumlar düzenli aralıklarla işletmenin mali yapısını incelerler ve kredi ilişkilerine buna göre yön verirler. Bu açıdan söz konusu tablolar, çıkar gruplarının işletmenin gelecekteki durumunu tahmin etmesinde önemli bir kaynak olarak hizmet eder.

2.1.Bilanço

Bilanço, muhtemelen ticari bir işletmenin en önemli mali göstergesidir. Belirli bir zaman anında işletmenin tüm varlıkları ile bunlara karşı olan talep haklarını göstermektedir. Tipik olarak varlıklar (aktif);

*nakit alacaklar,

*stoklar,

*sabit varlıkları içermektedir.

Basit olarak yükümlülükler (pasif) ise;

*piyasa borçları,

*Banka borçları,

*öz kaynaklar,

İşletmenin belli bir zamandaki mali durumunu gösterdiği için bilanço, işletmenin “finansal bir fotoğrafı” gibidir. Bilanço, aynı zamanda, işletmenin mülkiyetinde olan kaynakların miktarını ve türlerini de özetlemekle birlikte; yatırımcıların bu kaynaklar üzerindeki talep haklarını da göstermektedir. Bu bakımdan işletmenin varlıklarının toplamı, kaynaklarının toplamına eşit olmak zorundadır. Bu temel gerçeği aşağıdaki şekilde ifade edebiliriz:

Varlıklar (Aktif) Toplamı = Kaynaklar (Pasif) Toplamı

Bilançonun ana kalemleri:

Aktif

 

 

 

Pasif

 

 

             

Dönen (cari) Varlıklar

 

Kısa vadeli Yabancı kaynaklar

             

Kasa

     

Mali Borçlar

 

Alacaklar

     

Ticari Borçlar

 
     

=

+

   
             

Stoklar

     

UV Yabancı kaynaklar

 

+

         

Duran Varlıklar

   

+

   
 

Maddi duran varlık

       

 

Maddi olmayan duran varlık

Öz sermaye

 

 

Dönen varlıklar, işletmenin bir yıl içinde (faaliyet dönemi) nakde dönüşecek varlıklarıdır. Örneğin kasa, açık bir biçimde cari bir varlıktır. Pazarlanabilir menkul kıymetler, işletme bunları nakde çevirmek amacıyla kolaylıkla satabileceği için cari varlıklardır. Alacaklar, işletmenin müşterilerinden normal olarak bir yıl içinde tahsil edebileceği senetli yada senetsiz alacaklarını gösterdiğinden cari varlıktır. İşletmenin stokları da, işletme bunların çoğunluğunu bir yıl içinde normal olarak satıp nakde çevireceğinden cari varlıktırlar. Duran varlıklar ise, işletmenin kısa vadede hemen nakde dönüştüremeyeceği varlıkları ifade eder.

Diğer yandan, bilançonun sağında yer alan pasif kısmı da basit şekliyle alacaklıların talep hakları ve işletme sahiplerinin talep hakları şeklinde iki ana kalemi Toplam Borçlar + Öz sermaye Kısa vadeli borçlar, işletmenin gelecek yıl içerisinde ödemekle yükümlü olduğu, uzun vadeli borçlar iseişletmenin gelecek yıl içinde bütünüyle geri ödemeyeceği borçları ifade eder. Bir çok işletme, faaliyetlerinin finansmanında bankalardan kısa vadeli kaynak kullanır. Borç senetleri, gelecek yıl içerisinde ödenmesi gereken kısa vadeli borçları tanımlar. Finansal ve ticari borçlar, alınan avanslar, ödenecek vergiler, tahakkuklar vb. kalemler bilançonun pasif kısmında yer alırlar. Ayrıca işletmelerin sahiplerine karşı da borçları mevcuttur. Bilanço bunu ödenmiş sermaye ve dağıtılmamış karlar şeklinde ayırarak gösterir. Ödenmiş sermaye ve dağıtılmamış karların toplamı öz kaynakları yada net varlığı oluşturur.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bilanço, başarılı bir mali analiz için gerekli olan bilgilerin bir çoğunu bünyesinde barındırmakta ve finans yöneticileri için olduğu gibi bankalar içinde büyük önem arz etmektedir.

2.2.Gelir Tablosu

Gelir tablosu, işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı tüm maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği dönemsel karı ya da zararı gösteren mali rapordur.

             
 

Satışlar

         

(-)

Satılan malın maliyeti

     
   

Brüt Kar

       

(-)

Amortisman

       
   

Faiz ve vergi Öncesi kar

   

(-)

Faiz Giderleri

       
   

Vergi Öncesi Kar

     

(-)

Vergiler

         
   

Net Kar

       
             

 

 

 

 

 

 

 

 

Yukarıdaki, tablo faaliyet dönemi içinde işletmenin satışlarının parasal hacmini raporlamakla başlar. Satışlardan, satılan malın maliyetinin (SMM) çıkarılması brüt karı vermektedir. SMM ürünü yaratmak için katlanılan direkt maliyetleri göstermektedir. Bu maliyetlerin içine imalatta kullanılan işgücü ve hammadde, ayrıca enerji, bakım onarım vb. gibi maliyetler de girmektedir.

İşletmeler ayrıca, sermaye ekipmanının tüketimini yansıtan amortisman masrafını da dikkate almalıdırlar. Bütün satışları ve bu satışların yaratılmasında katlanılan maliyetleri dikkate aldığımızda sonuç firmanın faiz ve vergi öncesi(FVÖK) karıdır. Diğer taraftan işletmeler, faaliyetlerinin finansmanında kullandığı borçlar için faiz ödemek zorundadır. Faiz normal olarak işletmenin diğer giderlerinden ayrı gösterilir. Çünkü bu; işletmelerin borçla finansman politikalarının sonuçlarını gösterir. Bu şekilde faiz giderlerinin faiz ve vergi öncesi kardan düşülmesi bize vergi öncesi karı (VÖK) verir. VÖK ise, kazançtan alınan vergiye tabi olan kardır. Vergi öncesi kardan vergilerin düşülmesi işletmenin net kar yada net gelirini verir. Net kar, tüm talep sahiplerinin hakları ödendikten sonra işletme sahiplerine fiilen verilebilecek miktarı göstermektedir.

Bir gelir tablosunu okurken, tablonun raporladığı net kar ile işletmenin elde ettiği nakit arasındaki farkı mutlaka hatırlamalıyız. Nakit akışı, fiili nakit ödemesini ifade etmektedir. Yalnızca fiilen elde edilen nakdin işletmenin borçlarını ödemeyi karşılayacak kaynak olması nedeniyle bu çok önemlidir. Eğer bir işletme, bütün mallarını kredili satarsa, hiçbir tahsilat yapmasa bile dönem içi büyük karlar raporlaması olasıdır. Böylesi uç bir örnekte, raporlanan kar büyük olabilir ama buna karşın nakit akışı sıfır olurdu.

3. FİNANSAL ANALİZ TEKNİKLERİ

Bir işletmenin finansal performansını değerlendirirken, ikinci bölümde açıklamaya çalıştığımız mali tablolar üzerinde bir takım teknik incelemeler ve hesaplamalar yapılır. Bu analiz yapılırken “mali yada finansal analiz teknikleri” denilen bir takım araçlardan faydalanılır. Günümüzde mali tablo analizinde kullanılan en yaygın teknikler şunlardır:

• Yüzde Analizi

* Trend Analizi

• Eğilim Yüzdeleri Analizi

• Rasyo Analizi

Bu analiz tekniklerinin mali tablolara uygulanmasıyla bu tablolardaki muhasebe bilgileri “analiz sonuçları” dediğimiz şekle girer.

3.1.Yüzde Analizi

Dikey analiz olarak da adlandırılan bu inceleme tekniğinde, bilanço toplamı 100 kabul edilerek her bir kalemin toplama oranı, toplam içindeki yüzdesi hesaplanmaktadır. Bu şekilde bilançolar müşterek bir hesaba indirgenmekte, diğer bir anlatımla yüzdelerle ifade edilmektedir. Yüzde bilanço, her aktif yada her pasif kaleminin firmanın toplam aktiflerine bölünmesi ile hazırlanır. Yüzde bilanço, özellikle işletmenin aktif ve pasif kompozisyonundaki trendi belirlemeye yarar.

3.2.Trend Analizi

Bir işletmenin 3­4 yıllık rasyo analizlerini hazırlayıp her bir oranın o yıllardaki eğilimini incelemek bize, işletmenin performansı hakkında önemli bilgiler verir. Örneğin, cari orandaki son 3 yıllık değişme işletmenin nakit durumu hakkında bize kapsamlı bir fikir verecektir. Ayrıca bu oranların sanayi ortalamalarıyla karşılaştırılmaları mukayeseli analiz için daha yararlı olacaktır.

3.3.Eğilim Yüzdeleri Yöntemi ile Analizi

Eğilim yüzdeleri belirli tarihler yada devreler arasında bilanço kalemlerindeki artış ve azalışları ve bu değişikliklerin nispi önemini açıkça ortaya koyarak dinamik bir analiz yapılmasına olanak verir. Bilanço kalemlerinin göstermiş olduğu eğilimlerin saptanarak birbirleriyle ilgili belirli kalemlerin göstermiş olduğu eğilimlerin karşılaştırılmasıyla dönem hakkında olumlu yada olumsuz kararlar verilir Ancak bu analiz vasıtasıyla mali tablo tanzimi için, birbirini izleyen tarihler itibariyle uzunca bir döneme ait bilanço ve gelir tablosunun ele alınması şarttır.

Bu analiz tekniğinde, eğilimler şu formülle hesaplanır:

İstenilen Yılın Eğilim Yüzdesi = İstenilen Yılın İlgili Hesap Tutarı / Baz Alınan Yılın ilgili Hesap Tutarı*100

 

Konuya, kolaylık ve yorumdaki etki açısından bakıldığında, eğilim yüzdeleri, kalemlerdeki trendleri çok açık bir şekilde göstermektedir. Eğilim yüzdeleri daima pozitif olup, yüz üzeri artışı, altındakiler ise azalışı ifade eder.

3.4.Rasyo Analizi

Daha önce de üzerinde durduğumuz gibi; belirli bir döneminde, muhasebe kayıtlarının ve mali tabloların mukayese edilmesi işletme faaliyetleri ile ilgili önemli eğilimleri ortaya koyar. Bir dizi gelir tablosu analiz edilerek satış hacmi, satılan malların maliyeti, faaliyet giderleri ve net gelir eğilimi hakkında bilgi edinilebilir. Aynı şekilde, bir dizi bilanço analiz edilerek de borç sermaye ve varlık kalemlerindeki önemli değişmeler hakkında bilgi edinilebilir. Bu açıdan bakıldığında kredi kurumları ve finans yöneticileri, işletmenin bazı önemli istatistiklerinin genel bir görünümünü elde etmek istediğinde rasyo analizini kullanır. Yetkililer, zaman içinde bu ölçütleri izleyerek, işletmenin performansında önemli trendleri yakalayabilir.

Genel olarak finansal rasyolar dört ana grupta toplanmaktadır. Bunları şu şekilde gruplandırabiliriz:

• Likidite Rasyoları,

• Kârlılık Rasyoları,

• Kaldıraç Rasyoları ve

• Devir Hızı (Etkinlik) Rasyoları.

 

3.4.1. Likidite Rasyoları

Likiditenin ölçütü olarak geniş bir biçimde kullanılan iki rasyo vardır. Bunlar;

*Cari rasyo

*Asit-test (Çabuk) rasyosu

Cari Rasyo = Toplam Döner Varlıklar / Toplam Kısa Vadeli Borçlar

 

Cari rasyo, bir birimlik kısa vadeli borcun, kaç birimlik döner varlıkla karşılandığını göstermesi açısından banka ve diğer kredi kurumları için de hayati öneme sahiptir. “Batı bankalarınca, deneyimler sonucu, gayet genel bir kural olarak bu oranın 2/1 olmasının yeterli olduğu belirlenmiştir. Ne var ki; bu çok genel bir kural olup, analiz edilen işletmenin faaliyet gösterdiği endüstriye göre farklı oranlar yeterli kabul edilebilir”.

Endüstri ortalamalarına göre yüksek bir rasyo, işletmenin nispeten likit durumda olduğunu gösterebilir. Ancak, cari varlıkların hammadde ve yarı mamul olması durumunda aynı şeyden söz edilmesi mümkün değildir. Bu sebeple işletmenin likiditesini daha hassas bir şekilde ölçen Asit­test rasyosundan yararlanılır. Asit­test rasyosu, “stoklara güvenmeksizin” cari borçların her bir birimi için işletmenin cari varlıklarından kaç birim yaratacağını görmek için, stokları hesaplama dışı tutmaktadır.

Bu oran,

Asit­test (Çabuk)Rasyo = Toplam Döner VarlıklarStokl a r /Toplam Kısa Vadeli Borçlar

 

Bir çok finansal analist, bu rasyonun en az 1 olmasının kabaca doğru olduğu görüşündedir. Bu rasyolar, işletmelerin eğilimlerini erken teşhis etmekte oldukça faydalıdır. Bu nedenle işletmeye düzeltici hareketleri uygulama ve izleme olanağı sağladıkları için işletme içinde finans, banka içinde ise kredi tahsis yöneticileri açısından da değerli birer araçtır. Ayrıca kredi tahsis yöneticileri bu oranları hesaplarken işletmenin Net İşletme Semayesine de bakar. Net İşletme Sermayesi, işletmenin döner varlıklarının kısa vadeli borçlarla finanse edilmeyen kısmını ifade eder ve şu şekilde hesaplanır:

Net İşletme Sermayesi = Döner Varlıklar­Kısa Vadeli Borçlar

 

Net İşletme Sermayesinin negatif bir değer olması, işletmenin kısa vadeli borçlarının döner varlıklarından daha yüksek olduğunu ifade eder ki; bu, o işletmenin duran varlıklarının kısa vadeli borçlarla finanse edildiğini gösterir. Dolayısıyla net işletme sermayesinin negatif olması işletmenin likidite problemini gündeme getirir.

3.4.2. Karlılık Rasyoları

Karlılık yada rantabilite rasyoları, üretim faaliyetinde bulunan bir işletmenin kar durumunu açıklayan bir rasyolar grubudur. Karlılık oranları iki türdür. Birincisi satışlarla ilgili karlılığı gösterirken, diğeri yatırımla ilgili karlılığı göstermektedir.Satış karlılığını gösteren rasyolardan ilki “brüt kar marjı rasyosu”dur ve şu şekilde formulüze edilir:

Brüt Kar Marjı = Net Satışlar­SMM /Net Satışlar

 

Bu oranla, yıllık cironun ne oranda brüt kara dönüştüğü anlaşılabilir. Aynı zamanda bu rasyo işletme faaliyetlerinin etkinliğinin bir ölçüsü olduğu kadar, ürün fiyatlaması içinde bir göstergedir. Diğer bir oranda “ net kar marjı” rasyosudur ve aşağıdaki şekilde formulüze edilir:

Net Kar Marjı = Net Kar / Net Satışlar

 

Formülün sonucu, dönem karının net satışların yüzde kaçını oluşturduğunu gösterir. Bu oran ne kadar yüksek çıkarsa o kadar iyidir. Ancak dönem karının, faaliyet karından en büyük payı almış olması çok önemlidir. İki rasyoyu beraber kullanarak işletme faaliyetleri değerlendirilebilir. Eğer brüt kar marjı oranı uzun yıllar değişmez ve net kar marjı azalırsa bundan, faaliyet dışı giderler satışlara göre artıyor yada vergiler yükseliyor anlamını çıkartabiliriz.

Yatırımların karlılığını gösteren ana rasyoları;

*Özkaynak (sermaye) karlılığı

*Toplam aktif karlılığı. Rasyolarıdır.

Öz kaynak karlılığı rasyosu şu şekilde formülüze edilir:

Özkaynak Karlılığı = Net Kar / Özkaynak

 

Bu rasyo, işletmelerin özkaynaklarının performansını ölçmektedir. Özellikle aynı sanayi dalında faaliyet gösteren işletmeleri kıyaslarken bu rasyodan yararlanılır. Eğer oran büyükse işletmenin iyi bir yatırım yaptığını ve giderlerini sıkı bir şekilde kontrol altında tuttuğunu söylenebilir.

Toplam aktif karlılığı rasyosu ise, şu şekilde ifade edilir:

Toplam Aktif Karlılığı = Net Kar / Toplam Aktifler

 

Bu rasyo, işletmenin yaptığı tüm yatırımlara karşılık vergiden sonra ne kazandığını gösterir. Yani işletmenin yatırımlarından ne oranda getiri sağladığını ölçen bir rasyodur.

3.4.2. Kaldıraç Rasyoları

Kaldıraç rasyoları, işletmenin hangi ölçüde borca dayandığını ölçmektedir. Diğer bütün veriler eşit iken, yüksek bir kaldıraç rasyosu, daha riskli bir işletmeyi ifade eder. Çünkü işletmenin kazançları dalgalı olsa bile borç ödemeleri sabittir. Sonuç olarak, nakit akımı aşırı bir şekilde azalırsa, işletme borçlarını ödeyemez ve teknik anlamda güçlüğe düşer.

Aşağıda mali analiz yaparken en çok kullanılan kaldıraç rasyolarına değinilmiştir

Toplam Borçlar/Özsermaye rasyosu ki; finansal riskin göstergesi olan bu oran, finansal yapı içinde işletme borçlarının özkaynağa oranla ağırlığını yansıtmaktadır. İdeali 1,5 olan bu değerin 2’nin üzerinde olması riskin çok arttığının bir göstergesi olarak yorumlanır.

Toplam Borçlar/Toplam Aktifler rasyosu, işletmenin yatırımlarının finansmanında ne ölçüde borç kullandığını gösterir. Söz konusu oranın yüksek olması, işletmenin spekülatif (vurgunsal) tarzda finanse edildiğini, kreditörler açısından emniyet marjının dar olduğunu, işletmenin faiz ve ana para taksitlerini ödeyememe nedeniyle mali yönden güç duruma düşme olasılığının yüksek olduğunu gösterir.

Kısa Vadeli Borçlar/Toplam Aktifler rasyosu, analiste bir işletmenin toplam varlıkları içinde kısa vadeli borçlarının payını gösterir. Bu oranın⅓ olması idealdir.

Uzun Vadeli Borçlar/Toplam Aktifler rasyosu ise bir işletmenin uzun vadeli finansmanının hangi oranda borçla temin edildiğini açıklamaktadır ve ¼ ün üzerinde olmaması gerekir.

Özkaynaklar/Toplam Aktifler rasyosu, işletmenin kaynaklarının yüzde kaçının işletmenin sahipleri tarafından sağlandığını gösteren bir rasyodur. Öz sermaye rasyosu olarak da adlandırılan bu oran,

özellikle uzun vadeli kredi kullandıran kreditörler için işletmenin mali gücünü gösterir. Oranın yüksek olması tercih edilir. Yukarıda saydığımız temel kaldıraç rasyolarının yanında diğer önemli bir oran da işletmenin “faizleri karşılama rasyosu”dur. Bu rasyo, faiz ve vergiden önceki kazancın, faiz giderlerine bölünmesi ile elde edilir:

Faizleri Karşılama Rasyosu = FVÖK / Faiz Giderleri

 

Bu oran arttığı zaman, işletmenin faiz giderlerini zorlanmadan ödeyebileceği ve iflas riskinden uzak olduğu anlaşılır. Ayrıca buradan hareketle, işletmenin yeniden borçlanma imkanına sahip olduğunun söylemesi de mümkündür.

3.4.3. Devir Hızı (Etkinlik) Rasyoları

Devir Hızı (Etkinlik) rasyoları, bir işletmenin aktiflerini ne kadar etkin bir şekilde kullandığını göstermektedir. Bu oranların başlıcaları şunlardır:

Alacak Devir Hızı Rasyosu = Kredili Satışlar / Ticari Alacaklar

 

Bu karma bir rasyodur ve bilançodaki alacaklar ile gelir tablosundaki satışlar arasındaki ilişkiyi gösterir.Bir işletmenin alacak devir hızının yavaş olması, işletmenin alacaklarını tahsilde güçlük çekmesinin, etkin bir tahsilat politikasının olmamasının ve kredili satışlar hususunda çok geniş davranmasının bir sonucu olabilir.

Bir işletmenin alacaklarının ortalama tahsil süresi de şu şekilde hesaplanır:

Alacakların Ortalama Tahsil Süresi = Ticari Alacaklar / Yıllık Kredili Satışlar * 365

 

Analiz edilen dönemdeki alacakların ortalama tahsil süresi, işletmenin geçmiş yıl oranları ile endüstri ortalaması ve işletmenin kredili satışlarda uyguladığı vade politikasıyla karşılaştırma yapılmak suretiyle yorumlanır.

Devir hızı oranlarında bir diğeri ise, stok devir hızı yada diğer adıyla stokların dönme çabukluğu rasyosudur. Bir işletmede stok devir hızı, stokların ne kadar çabuk bir şekilde nakde çevrildiğini gösterir. Bu rasyo aşağıdaki şekilde formulüze edilir:

Stok Devir Hızı = Satılan Malın Maliyeti / Ortalama Stok

 

Formülde görülen ortalama stok, dönem başı ve dönem sonu rakamlarının aritmetik ortalamasıdır. Bu rasyonun büyük olması, işletmenin stok yönetiminin çok iyi olduğunu gösterir. Diğer önemli bir devir hızı rasyosu ise, toplam aktiflerin devir hızı rasyosudur ve şu şekilde formulüze edilir:

Aktif Devir Hızı = Net Satışlar / Toplam Aktifler

 

Net satış tutarının, toplam aktiflere bölünmesiyle hesaplanan bu rasyo, bir işletmede sermaye yoğun teknoloji kullanımının bir göstergesi yada varlık kullanımının bir ölçüsü olarak olarak yorumlanır. Bu oran büyük ölçüde, işletmenin aktif yapısı içinde duran varlıkların göreli önemini yansıtır. Ayrıca işletmede aktif devir hızının yavaşlaması, söz konusu işletmede atıl kaynaklar bulunduğu konusunda ipuçları da verir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

İşletmelerin işletme ve yatırım sermayeleri yeterli düzeye ulaşması için, işletmelerin mali tablolarını düzelterek bankalara dönmesi kaçınılmazdır. Kobiler için, finansal analiz formüller vasıtasıyla kağıt, kalem ve hesap makinesi kullanılarak kolayca yapılabileceği gibi günümüzde oldukça gelişmiş bilgisayar programlarıyla kolayca ve çok daha sağlıklı bir şekilde yapılabilmektedir. İşte bu ve benzeri yöntemlerle özellikle ülke ekonomilerinin can damarı olduğuna inandığım küçük işletmeler, muhasebe dönemleri sonunda Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerince hazırlanan mali tabloları üzerinden giderek, kendi işletmelerinin hali hazırdaki finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarının dününü, bugününü ve yarınını kolaylıkla yorumlayabileceklerdir. Bu onlara, bankaların karşısına hazırlıklı bir şekilde çıkma imkânı da verecektir.

Nitekim vermeye çalıştığımız rasyolar, bir bankanın kredi talebini değerlendirirken, talepte bulunan işletmenin mali tablolarını ­özellikle son 3 yıl­ analiz ederken kullandığı rasyolara, günümüz uygulamaları açısından örnek teşkil etmektedir.

Hedef; İşletmelerin, yönetimin her alanında bilimsel teknikleri uygulayan, güçlü finansal yapıya sahip ve yarının büyük ve rekabetçi işletmelerini yaratmaktır.

BAŞKANIN MESAJI
ETKİNLİK TAKVİMİ
E-BÜLTEN
ANKET
Duyurularımızdan Nasıl Haberdar Oluyorsunuz?

Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak 29 Mart 2021 günü toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde alınan kararlar doğrultusunda Bakanlığımız 81 İl Valiliğine Tedbirlerin Gözden Geçirilmesi konulu genelge gönderdi.

Söz konusu Genelgede Bursa ili Çok Yüksek Risk Grubunda Yer Alan İller arasında yer almış olup, Cuma günü saat 21.00’de başlayıp Cumartesi ve Pazar günlerinin tamamını kapsayıp Pazartesi günü saat 05.00’de bitecek şekilde haftasonu sokağa çıkma kısıtlamalası getirilmiştir. Söz konusu kısıtlamalar ile ilgili bilgi için aşağıda linki yer alan Genelgenin dikkatlice okunması önem arz etmektedir.

Sokağa çıkma kısıtlamasının günlük hayata etkisini en az düzeyde tutmak amacıyla; Açık Olacak İş Yeri, İşletme ve Kurumlar ile İstisna Kapsamında Olan Kişiler için İçişleri Bakanlığı'nın 01.12.2020 tarihli aşağıda yer alan Genelgesi'ndeki muafiyetler uygulanmaya devam edecektir.

Genelgede belirtilen bu kişilerin yapılacak denetim ve kontrollerde kısıtlamalardan muaf olduklarını kanıtlamaları ve cezai işlemlerle karşı karşıya kalmamaları için aşağıda yer alan İzin Formunun doldurulup işyeri tarafından kaşe ve imza yapılmış olarak yanlarında bulundurmaları gerekmektedir.

İzin Formunun ilgili işyeri dışında başka bir yere onaylatılmasına gerek yoktur.

İzin Formları her bir çalışan için en fazla 1 haftalık düzenlenecektir.

Üyelerimize önemle duyurulur.

EKLER:

  1. 30.03.2021 tarihli Koronavirüs Tedbirlerinin Gözden Geçirilmesi Genelgesi
  2. 01.12.2020 tarihli Açık Olacak İşyeri, İşletme ve Kurumlar ile İstisna Kapsamında Olan Kişilerin Yer Aldığı Genelge
  3. İzin Formu MS EXCEL dosyası (xls) için tıklayınız.